Salı, Nisan 29, 2008

Sitma, O Bebeleri Tutma

Son 2 haftaya kadar doktora ve daha sonrasi hayatim icin tumor anjiogenez inhibasyonu uzerinde calismayi planliyordum. Yani kanserli dokularin, mevcut damarlardan yenilerini kendilerine dogru yaptirarak hem daha fazla beslenmelerini hem de yayilma potesiyellerini engellemek uzereine calismak istiyordum. Kisisel fikrim kanser icin cok da yakin zamanda tedavi bulunma ihtimalinin dusuk olusu. Bu yuzden madem oyle, o zaman bir care bulunana kadar bari milletin olmesini engellemeye calisayim diye dusunuyordum.

Ama son 2 haftadir National Geographic tarafindan cekilmis Tufek, Mikrop ve Celik belgeselini izledikten sonra (essek'ten bulunabilir-divxforever'da linki var) fikrim degisti. Belgesel kitabi kadar guzeldi diyebilirim, her sey yerli yerince ve gayet guzel anlatildi bizzat Jared Diamond esliginde. Serinin son bolumunde Afrika Kitasi'ndaki illetten, sitmadan bahsediliyordu. Ben boyle bir illet, hakikaten illet oldugunu bilmiyordum. Dunya da yilda yaklasik 1 milyon kisi oluyormus Sahra Alti Afrika'da. Ve bunlarin %90'i 5 yasin altinda cocuk. Yani yilda 900.000 cocuk, bebek. Yaklasik 30-35 saniyede bir cocuk oluyor, her an, su anda, orda, ö-lü-yor. Ben bu yaziyi yazana kadar 18 cocuk oldu, siz okuyana kadar da 6 cocuk olmustur sanirim.


Ya da mesela ayni bolgede ortalama yasam suresi 38 yil imis bu nane yuzunden.

O zaman ayazda kalmis bekci .arragi gibi dikilip beklemenin bir manasi yok. Sitma calismak istiyorum su anda, nerde ve nasil oldugunun cok da onemi yok. Cok gazim, belki duyarsiz kaldiklarimin akrabalarinin birkacini kurtarabilirim, bu da avutur belki beni biraz.

Çarşamba, Nisan 23, 2008

23 Nisan

Bugun icinizdeki cocuga bir kufur edin, bir tokat patlatin benim icin. Ben yapardim tek tek de ayip olur.

Sövgüler,
M.
Youtube'a birki bir de benimki...

...demekten baska bir sey diyemiyorum su anda. Ulan ayda yilda bir video koyalim post'a dedik, neymis efendim "Embedding disabled by request"mis. Unlu bir sairin dedigi gibi mnskym. Selam olsun. Aleykum selam.

Burdan izleyin, anlayin halimi.
http://www.youtube.com/watch?v=Nwv9H-tagns
O da olmadi: Stirling's Turn up the Dark

Cuma, Nisan 18, 2008

Hic Gulecegim Yoktu, Hala Yok!


Pazartesi, Nisan 07, 2008

Erman Toroglu'nu Dinliyorum Agzim taa Kulaklarima Kadar Acik

6 Nisan 2008 Genclerbirligi-Galatasaray macinin 44. dakikasinda hakemin vermedigi penalti pozisyonu uzerine yaptigi yorum:

"Aferim Sabri’ye... Ayıptır ya, birisi buna penaltı değil derse kafasına odunu geçiririm. İtti mi, kaktı mı, sana göre mi, bana göre misi yok bunun. Baba iki eliyle almış koymuş kenara. Köyde öküzü ahıra sokamazsın ya, öyle itiyor Sabri."

Bu adam cok eglenceli ya, bir de Fox'taki Ahmet Cakar'la Sansa Bak yarismasi. Trajikomik program; cok trajik ama daha cok, en cok komik.

Evren, denk gelirsen izle. Beceriksiz Sihirbaz'dan bile daha komik.
Oyle cort diye biten yazı


Çarşamba, Ocak 16, 2008

Onum arkam sagim solum sobe

Daha once de sobelenmistim, daha sonra yazarim diye ertelemistim hepsini. Gercekten sobelenmisim de ebe olmaya kizip oyundan cikmisim gibi hic yazmamistim. Gozlerimi yumup 100'e kadar saymaya usenmistim hep. Bu sefer sayiyorum:

1-Blog yazmaya ne zaman başladın?

Agustos 2006. Evren'den ozenmistim biraz. Basimi asan dertlerin sayisi da basimin sayisini asmisti, once gizli gizli yazdim sayilir. Sonra hatirlamiyorum kim -sanirim Evren- "Blogger olmusun lan ...." dedi. Sonra daha az yazmaya basladim :)

2-Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum, yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?

Konular genelde uzerinde uzun sure dusundugum seyler oluyor. Cok da mutlu olmadigim zamanlar daha cok yaziyorum. Ya da aklimi cok karistiran seyleri yaziyorum genelde. Insanlarin, insanlarimizin cok kizdigim seyleri hakkinda yaziyorum, sinirleniyorum. Her aklima geleni yaziyor degilim.

3-Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

Hayir etmiyorum ki zaten bu blogger oldugumdan beri gun basina dusen yaklasik 0.12 post'tan belli oluyordur.

4-Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı ?

Kimsenin bir sey bekledigini sanmiyorum. Aklima boyle bir sey geldiginde, "Hayir beklemiyorlardir, niye beklesinler ki!" diye dusunerek kendimi mutlu ediyorum. Blog icin olmasa da benden bir sey beklenmesinden, beklenti insani olmaktan zaten cok sıkıldım.

5 -Blog yazmayı ne kadar sürdüreceğim?

Hic dusunmedim ama elim ayagim tutmaz belki o zaman birakirim. Gerci pes etmemek lazim. 2 gun once ogrendim de Jean-Dominique Bauby isimli zat 43 yasinda felc geciriyor, sadece sol goz kapagi hareket ediyor sanirim. Ozel bir sistem sayesinde, sanirim gozunun onunden harflerin gecisi sirasinda goz kirparak, "Kelebek ve Dalgıç Giysisi" kitabini yaziyor. Fellik fellik kitabi ariyorum, inanilmaz merak icindeyim. Bu arada Bauby'nin hikayesi film olmus. "Kelebek ve Dalgıç" ismiyle 18 Ocak'ta vizyona giriyor. Bu filmle Julian Schnabel Cannes Film Festivali'nde en iyi yonetmen odulunu almis.

6-''Eğer her gün kullandığınız zeytinyağı şişenizin kapağını açtığınızda içinden bir cin çıksaydı ve hayatınızda memnun olmadığınız bir şeyi değiştirebileceğini söyleseydi, neyi değiştirmesini isterdiniz?''

Bir kere bu kuralin degismesini isterim, ne oyle "bir" seyi degistirebilirsin. Cine bak sen, hem karsima bir kere cik hem de kisitla beni. Ama cinlerin guclu kuvvetli olduklarini, cin gibi olduklarini ve en nihayetinde "the cin" olduklarini goz onune alarak sunu isterdim herhalde: Gunlerin suresini uzatsin, ama calisma ve okul saatleri degismesin, dunyanin donus hizi degismesin (Bilmem artik nasil yapar). Mesela 40 saat olsun gunler. Insanlari gormek icin cok zamanim olsun, Amerika'yla ayni gunu yasayalim mesela da Kursat'imla adam gibi saatlerde istedigimiz kadar konusalim. Ece'yle gezip dolasayim boylece, daha uzun, daha keyifli (Ders calismam lazim demek zorunda kalmayayim daracik zaman dilimlerinde). Evren'im gelince daha uzun goruselim, ben gunu birlik (yeni tarifeden) gideyim Adana'ya.

Zanzara ve Elturco'ya selam olsun. Haydi, sira sizde.

Perşembe, Aralık 20, 2007

Amca...

...oldum.






Pazartesi, Aralık 10, 2007

100 milyon yildir ne ciftlesiyor, ne seks yapiyor, ne sevisiyor (Bu nasil hayat!!!)

Ne zamandir yazicam (9 aydir) erteliyordum, bir seyler yuzunden aksiyordu. Neyse gelelim konuya: 21 Mart 2007'de Hurriyet gazetesinde cikan haberi kopyaliyorum:

"100 milyon yildir seks yapmıyor

Yeni bulunan mikroskobik bir canlı, "Hayvanlar çiftleşerek ürer" tezini altüst etti. "Bdelloid rotator" adı verilen bu su canlılarının hepsinin dişi oldukları ve 100 milyon yıldır seks yapmadan 400 farklı türe bölünebildikleri anlaşıldı." (http://www.hurriyet.com.tr/yasam/6167403.asp?gid=57)

Simdi; ya valla bir sey yazmak istemiyorum ama yazicam:

Mikroskobik canliya hayvan demek ne demek. Gerci canlilar bu insanlara gore uce ayrilir: Bitkiler (Otlar), hayvanlar ve de insanlar. Ha belki bir de cinler eklenebilir.

Yine mikroskobik canlinin cinsiyeti konusunda karara da varmissiniz, bravo. Izmir marsiyla tebrik ediyorum sizi.

Ve de merak ettim acaba nerden aldilar bu haberi diye, su canlinin adini yazdim gugil'a, bir de ne goreyim, sadece Turkce siteler cikiyor. Hepsi de haberin bulundugu siteye link veriyorlar.

Yani olmayan bir canliya, olmayan karakterler verip, onlari olmayacak beklentileri yerine getiremedikleri icin haber konusu yapabilmek icin acaba hangi maddeyi kullaniyorsunuz?

Bir de habere yazilmis yorumlar var ki, biyoloji derslerinin ne kadar bos ve sallapati gecildiginin bire bir gostergesi.




Perşembe, Kasım 22, 2007

O an...

Hic dusundunuz mu ya da farkina vardiniz mi, bir banyoda insanin kendini oldurebilmesi icin ne kadar cok alet var. Tabii o kadar cesursaniz.

Cuma, Kasım 16, 2007

Çarşamba, Ekim 17, 2007

Hımm??

Zamana cok sıkıştım. Borc verebilecek olan var mi?

Cuma, Ekim 12, 2007

Salı, Ekim 09, 2007

Cuma, Ekim 05, 2007

Cuma, Eylül 28, 2007

Fal

Falcilarin baktiklari bakladan, kahve fincanindan, sudan ya da elden ziyade vucut dili midir?

Durusunuza, para oderken cebinizden cikan paraya, yapmaya calistiginiz pazarliga, dikis izinize, suratinizdaki sivilceye filan bakiyorlardir belki. Bunlardan sıkıntılı olup olmadiginizi, maddi durumunuzu anlayip yorumluyorlardir. Zaten herkese yol vardir, 3-5 vakte kadar bir seyler olur. (Siz falcinin dediklerini hatirlarsaniz tabii.) Ameliyat, bi kirik cikik olmustur herkeste zamaninda. Ya da verdiginiz cevaplardan, tereddutlerinizden, gozlerinizi devirmenizden, heyecaninizdan okuyordur sizi. Ortaya bir sey atip sonra evirip ceviriyorlardir duruma gore.

Kolay degildir eminim, ama onlar anliyorlar herhalde ki inandirmayi basariyorlar insanlari.

Çarşamba, Eylül 26, 2007

ESC 59C

Bugun tanisma bulusmasi vardi. "Molecular Ecology and Evolution". Ne kadar karizmatik degil mi! Ve ben umutlu oldugum kadar mutlu, mutlu oldugumdan daha cok umutluyum.

Salı, Eylül 25, 2007

Tuvalet Kamerasi


Ne zamandir bilmiyorum en cok bunu seviyorum tuvalet kamerasi isimli unlu afisten. Hayir biliyorum, son dogumgunumdu, besiktas'taki unlem cafe'nin tuvaletinde bu afisi gordugumde anladim en cok bunu sevdigimi. O an en cok bu hitap etti, sonra da hep. Intihar mi edecek, birini mi vuracak karar veremiyorum ama bana intihar edecek gibi geliyor. Belki etmistir, ben de bu yaziyi kendisine hediye ediyorumdur farkinda olmadan. Gercek olup sevgimi bosa cikarmamasi dilegiyle.