Perşembe, Kasım 22, 2007

O an...

Hic dusundunuz mu ya da farkina vardiniz mi, bir banyoda insanin kendini oldurebilmesi icin ne kadar cok alet var. Tabii o kadar cesursaniz.

Cuma, Kasım 16, 2007

Çarşamba, Ekim 17, 2007

Hımm??

Zamana cok sıkıştım. Borc verebilecek olan var mi?

Cuma, Ekim 12, 2007

Salı, Ekim 09, 2007

Cuma, Ekim 05, 2007

Cuma, Eylül 28, 2007

Fal

Falcilarin baktiklari bakladan, kahve fincanindan, sudan ya da elden ziyade vucut dili midir?

Durusunuza, para oderken cebinizden cikan paraya, yapmaya calistiginiz pazarliga, dikis izinize, suratinizdaki sivilceye filan bakiyorlardir belki. Bunlardan sıkıntılı olup olmadiginizi, maddi durumunuzu anlayip yorumluyorlardir. Zaten herkese yol vardir, 3-5 vakte kadar bir seyler olur. (Siz falcinin dediklerini hatirlarsaniz tabii.) Ameliyat, bi kirik cikik olmustur herkeste zamaninda. Ya da verdiginiz cevaplardan, tereddutlerinizden, gozlerinizi devirmenizden, heyecaninizdan okuyordur sizi. Ortaya bir sey atip sonra evirip ceviriyorlardir duruma gore.

Kolay degildir eminim, ama onlar anliyorlar herhalde ki inandirmayi basariyorlar insanlari.

Çarşamba, Eylül 26, 2007

ESC 59C

Bugun tanisma bulusmasi vardi. "Molecular Ecology and Evolution". Ne kadar karizmatik degil mi! Ve ben umutlu oldugum kadar mutlu, mutlu oldugumdan daha cok umutluyum.

Salı, Eylül 25, 2007

Tuvalet Kamerasi


Ne zamandir bilmiyorum en cok bunu seviyorum tuvalet kamerasi isimli unlu afisten. Hayir biliyorum, son dogumgunumdu, besiktas'taki unlem cafe'nin tuvaletinde bu afisi gordugumde anladim en cok bunu sevdigimi. O an en cok bu hitap etti, sonra da hep. Intihar mi edecek, birini mi vuracak karar veremiyorum ama bana intihar edecek gibi geliyor. Belki etmistir, ben de bu yaziyi kendisine hediye ediyorumdur farkinda olmadan. Gercek olup sevgimi bosa cikarmamasi dilegiyle.




Cuma, Eylül 07, 2007

Dagarciginiza Her Gun Iki Soz

Turk Dil Kurumu'nun kanimca cok ise yarayan ve gun gectikce daha da yarayacagini dusundugum uygulamasi. Her gun elektronik posta adresinize iki adet sozcuk ve tanimlari geliyor. Bunlarin biri zaten dilimizde olan kelimeler, digeri de yabanci dillerden hemen hemen olduklari gibi devsirilen kelimelere Turkce karsiliklar. Bu hizmetten yararlanmak icin bilgi_at_tdk.gov.tr adresine "Ben de Istiyorum" konu baslikli bir elektronik posta gondermeniz yeterli. Gerci benim basvuruma 5 ay sonra cevap verdiler ve kelimeleri gondermeye basladilar ama olsundur, ben seviyorum gonderdikleri kelimeleri.
Kabul ve Sur Ocakbasi

Bugun yuksek lisans kabulu icin mulakata girdim ve okulumda yuksek lisans programina kabul edildim. Belirsizlik biraz belirsizlesmeye basladi boylece. Onemli olan ne mulakat ne de kabul edilisim. Onemli olan gazetede gorup Ecemi goturmeyi planladigim ama gunun az onem arz eden olayi nedeniyle Ecemin beni goturdugu Sur Ocakbasi'ndaki ziyafetti.

Bu Sur Ocakbasi Fatih'te Itfaiye Caddesi'nde. Yani Fatih'teki belediye binasinin caprazinda bulunun Itfaiye Genel Mudurlugu'nun onunden gecen caddede. Taksim'den ya da Eminonu'nden Aksaray'a giden otobuslerden bisiklet carsisi olan altgecitte inerseniz, merdivenlerden yukari cikin, Itfaiye'nin onunden devam edin gorursunuz.

Bu ocakbasinin yaptigi her sey guzel. Ben cig koftesinin, sac tavasinin, ayraninin ve ozel sur tatlisinin ununu duymustum. Gitmisken bu saydiklarima ilaveten bir de Ozel Sur Kebabi (bulgur pilavi ustunde ve salatalarla ikram edilen tavuk, kusbasi ve Adana kebap) yedik. Her sey birbirinden lezzetliydi. Yemekten once mehir (dovmeli, nohutlu, soguk yogurt corbasi) ve salatalar geldi ve ziyafet basladi. Sur tatlisini yiyene kadar digerlerinin turlerinin en lezzetlileri arasinda oldugu anlasildi tabii.

Ama o Sur tatlisi yok mu o Sur tatlisi. Kunefe gibi ama kadayif yerine irmikten yapilan bir tatli ve kunefedeki peynir yerine de dondurma. Ustune muz dilimleri ve en uste de antep fistigi ve tarcinli susleme. Ultra, super, manyak otesi bir tadi ve hafifligi vardi. Bu kadar anlatmaya, artik giderseniz kesin tadina bakarsiniz zaten.

Ozlenesi, can cektiren bir mekanmis.

Çarşamba, Ağustos 29, 2007

Kimseye Etmem Şikayet

Kimseye etmem şikayet, ağlarım ben halime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime
Perde-i zulmet çekilmiş, korkarım ikbalime
Titrerim mücrim gibi baktıkça istikbalime

Mücrim: suçlu
Zulmet: karanlik
Ikbal: baht

Güfte, Beste: Kemani Serkis Efendi, Makam: Nihavend

Ne zamandar beridir bilmiyorum, cok severim.
Zugurt

Su siralar bes parasizim. Yarin bir gun gelip, "Ya ben sana bir kola, bir yemek ismarlamistim zamaninda, bir kitap hediye etmistim, yerine akbil basmistim, onun parasini alabilir miyim?" dedigim vakit alinmak yok.

Cumartesi, Ağustos 25, 2007

Neden? Kim bilir?

Nerden biliyoruz bir gun rastlasabilecegimiz uzaylilarin bizi sinirden oldurecek bir dine ya da inanca sahip olmayacagini veya bir gezegen duzenine; ya da gorur gormez savasmaya baslamayacagimizi elimizdeki her seyi seferber edip? Neden bu uzayli meraki?

Dunyamizi anladik mi? Gezegendaslarimizla yeterince hosgoru ve anlayis icinde anlasabiliyor muyuz ki isik yillari ya da isik dakikalari uzaktan yeni iliskiler kurmaya calisiyoruz? kim bilir belki de savasacak baska, yeni birilerini bulmak icindir. Yetmiyordur bu dunyadaki vahset, kin, toleranssizlik.

Cuma, Ağustos 24, 2007

Tasarruf

Onemsiz gelen seylere dikkat ederek yapilir tasarruf; bir de aliskanliklarini degistirerek. Ornegin tiras olurken akan muslukta degil de bir tasta, bardakta veya canakta temizlerseniz tiras bicaginizi cok ama cok fazla tasarruf etmis olursunuz.

Istatistiklere bakalim;

Tiras olurken, acik musluktan ortalama 8 litre/dakika su akiyormus. Yani 10 dakika tiras olsaniz 80 litre su kullaniyorsunuz. Bir de yuzunuzu yikasaniz hadi diyelim 45 litre. Hadi ben ip gibi suyla tiras oluyorum deseniz yine olsa olsa en az 40 litre gidiyordur. Cunku bu arastirma yapilirken, denekler eminim suyu sonuna kadar acmamislardir. Peki suyu bir tasa alsaniz ya da bardaga en fazla 300 ml su harcarsiniz. Hadi diyelim kocaman salata tabagina filan su doldurdunuz ya da ne bilim tencereye filan yine etse etse 3-4 litre eder. Yuzunuzu yikadiniz vs. en fazla 10 litre su harcanir.

E hesap ortada. O zaman degistirin tiras olma aliskanliginizi, biraz zorlayin alismaya tasa, canaga, bardaga. O zaman vicdaniniz daha rahat olur, ortam sogur, insanlar isinmak icin birbirlerine sokulur, sizin icin guzel olur, bosa tiras olmamis olursunuz.
Vurgun

Bu kadar asap bozuklugundan sonra gunlerdir aklimda olan bir durum var, soylemek istedim. Ilk aklima geldiginde cok gulmustum, hala da guluyorum:

"Bazen o kadar gazim oluyor ki, vurgun yemekten korkuyorum."
Asabim Bozuk

Caner'i dovmusler. 4 kisi ortalarina alip, her istediklerinde vurmuslar, ellerinin tersiyle-duzuyle. Ne o Caner sundugu programda isikci olarak calisan, kanalin sahibinin ogluyla tartismis. Guvenlikciler de sikayeti duyunca boyle bir ise girismisler.

Oha.

Neler oluyor? Nereye donuyor burasi? Cani isteyen birini dovuyor, birini vuruyor. Insan gibi tartisamiyorsun. Her sey saldirgan anlasiliyor. Senin dusunceni ya da hareketini begenmedi diye, ve sadece begenmedi diye baska bir sebep olmaksizin, "Ne dedin lan sen?", "Napiyosun lan sen?"lerle baslayan fiziksel igrenclik. Midem bulandi izlerken hatta izleyemedim hepsini. Geri kalmis zihinlerini kavgayla, dovusle ortbas edebileceklerini sananlar bir de bunun icin taraftar bulabiliyorlar. Bunlar her yerde, her ortamdalar.

Bu haberden hemen once de dereye giren bir ayiyi sopalarla doven ve taslayarak oldurenleri gosterdiler. Daha neler ya? Daha neler!!!

N'olur gidin ya, lutfen ölün. Dayakla, tasla, sopayla degil; mutluluklar icinde, en mutlu aninizda ölün ama lütfen ölün.

Gelismis zihinlerin, akli basinda insanlarin yasadigi yerde olmak istiyorum. Sevdigim Istanbul degil artik, Utopik Istanbul.
Bulent Ortacgil

Bu aksam Bulent Ortacgil almis arkasina Cem Aksel’i, Baki Duyarlar’i ve Gurol Agirbas’i, gelmis Besiktas Abbasaga Parki’na konser verdi. Bir tek Erkan Ogur eksikti. Her sey sakindi, guzeldi. Biraz gec gittim konsere. Daha once bir muhabbet gecmis olacak ki Bulent Ortacgil sarkisini bitirip “Eee, ilk defa dinleyenler nasil buldunuz?” dedi. “Zor oldu di mi?”. Ne kadar dogal da olsa Bulent Ortacgil’i hic dinlememis olmalari garip geldi bana.

Eski sarkilardan caldilar tabii, en once “Benimle Oynar Misin?”. Bunun icin de “Insanin 30 yil once besteledigi sarkiyi calmasi biraz aci aslinda” yorumu geldi.

Cok da guzel daha once dinlemedigim, Fikret Kizilok’la besteledikleri bir parcayi caldilar, adi “Ister Misiniz?”. Ikilinin “Buyukler Icin Cocuk Sarkilari” albumunden. Sozleri de soyle:


Ister misiniz bir gün uyansak ve çok şaşırsak
Gökyüzü mavi orman yeşil değil
Dünyayı baştan boyasak

Işte deniz ister misiniz
Rüzgar pespembe
Kırmızı yelken
Sabah erken
Güneşi sarıya boyasak

Bulutu tutup çöllere koyup yağmur yağdırsak
Güzelleri bırakıp kötüleri beyaza boyasak

Olmadı deseler de
Bir silgi bulup silseler de
Akşam erken yatıp
Sabah erken kalkıp
Yeniden boyasak


Ben isterim, hatta cok isterim. En cok istedigim seylerden biri olabilir bu cevreyi degistirme isi su son zamanlarda. O kadar bunalmis durumdayim ki nefesim kesilene kadar, avazim ciktiginca bagirmak, bogurmek istiyorum. Bir de tum seslerden ve isiktan uzakta, uzanip yere yildizlari izlemek istiyorum.

Keske alabilsem yanima istedigim kisileri de defolup gitsem uzaklara.