Cuma, Ağustos 24, 2007

Tasarruf

Onemsiz gelen seylere dikkat ederek yapilir tasarruf; bir de aliskanliklarini degistirerek. Ornegin tiras olurken akan muslukta degil de bir tasta, bardakta veya canakta temizlerseniz tiras bicaginizi cok ama cok fazla tasarruf etmis olursunuz.

Istatistiklere bakalim;

Tiras olurken, acik musluktan ortalama 8 litre/dakika su akiyormus. Yani 10 dakika tiras olsaniz 80 litre su kullaniyorsunuz. Bir de yuzunuzu yikasaniz hadi diyelim 45 litre. Hadi ben ip gibi suyla tiras oluyorum deseniz yine olsa olsa en az 40 litre gidiyordur. Cunku bu arastirma yapilirken, denekler eminim suyu sonuna kadar acmamislardir. Peki suyu bir tasa alsaniz ya da bardaga en fazla 300 ml su harcarsiniz. Hadi diyelim kocaman salata tabagina filan su doldurdunuz ya da ne bilim tencereye filan yine etse etse 3-4 litre eder. Yuzunuzu yikadiniz vs. en fazla 10 litre su harcanir.

E hesap ortada. O zaman degistirin tiras olma aliskanliginizi, biraz zorlayin alismaya tasa, canaga, bardaga. O zaman vicdaniniz daha rahat olur, ortam sogur, insanlar isinmak icin birbirlerine sokulur, sizin icin guzel olur, bosa tiras olmamis olursunuz.
Vurgun

Bu kadar asap bozuklugundan sonra gunlerdir aklimda olan bir durum var, soylemek istedim. Ilk aklima geldiginde cok gulmustum, hala da guluyorum:

"Bazen o kadar gazim oluyor ki, vurgun yemekten korkuyorum."
Asabim Bozuk

Caner'i dovmusler. 4 kisi ortalarina alip, her istediklerinde vurmuslar, ellerinin tersiyle-duzuyle. Ne o Caner sundugu programda isikci olarak calisan, kanalin sahibinin ogluyla tartismis. Guvenlikciler de sikayeti duyunca boyle bir ise girismisler.

Oha.

Neler oluyor? Nereye donuyor burasi? Cani isteyen birini dovuyor, birini vuruyor. Insan gibi tartisamiyorsun. Her sey saldirgan anlasiliyor. Senin dusunceni ya da hareketini begenmedi diye, ve sadece begenmedi diye baska bir sebep olmaksizin, "Ne dedin lan sen?", "Napiyosun lan sen?"lerle baslayan fiziksel igrenclik. Midem bulandi izlerken hatta izleyemedim hepsini. Geri kalmis zihinlerini kavgayla, dovusle ortbas edebileceklerini sananlar bir de bunun icin taraftar bulabiliyorlar. Bunlar her yerde, her ortamdalar.

Bu haberden hemen once de dereye giren bir ayiyi sopalarla doven ve taslayarak oldurenleri gosterdiler. Daha neler ya? Daha neler!!!

N'olur gidin ya, lutfen ölün. Dayakla, tasla, sopayla degil; mutluluklar icinde, en mutlu aninizda ölün ama lütfen ölün.

Gelismis zihinlerin, akli basinda insanlarin yasadigi yerde olmak istiyorum. Sevdigim Istanbul degil artik, Utopik Istanbul.
Bulent Ortacgil

Bu aksam Bulent Ortacgil almis arkasina Cem Aksel’i, Baki Duyarlar’i ve Gurol Agirbas’i, gelmis Besiktas Abbasaga Parki’na konser verdi. Bir tek Erkan Ogur eksikti. Her sey sakindi, guzeldi. Biraz gec gittim konsere. Daha once bir muhabbet gecmis olacak ki Bulent Ortacgil sarkisini bitirip “Eee, ilk defa dinleyenler nasil buldunuz?” dedi. “Zor oldu di mi?”. Ne kadar dogal da olsa Bulent Ortacgil’i hic dinlememis olmalari garip geldi bana.

Eski sarkilardan caldilar tabii, en once “Benimle Oynar Misin?”. Bunun icin de “Insanin 30 yil once besteledigi sarkiyi calmasi biraz aci aslinda” yorumu geldi.

Cok da guzel daha once dinlemedigim, Fikret Kizilok’la besteledikleri bir parcayi caldilar, adi “Ister Misiniz?”. Ikilinin “Buyukler Icin Cocuk Sarkilari” albumunden. Sozleri de soyle:


Ister misiniz bir gün uyansak ve çok şaşırsak
Gökyüzü mavi orman yeşil değil
Dünyayı baştan boyasak

Işte deniz ister misiniz
Rüzgar pespembe
Kırmızı yelken
Sabah erken
Güneşi sarıya boyasak

Bulutu tutup çöllere koyup yağmur yağdırsak
Güzelleri bırakıp kötüleri beyaza boyasak

Olmadı deseler de
Bir silgi bulup silseler de
Akşam erken yatıp
Sabah erken kalkıp
Yeniden boyasak


Ben isterim, hatta cok isterim. En cok istedigim seylerden biri olabilir bu cevreyi degistirme isi su son zamanlarda. O kadar bunalmis durumdayim ki nefesim kesilene kadar, avazim ciktiginca bagirmak, bogurmek istiyorum. Bir de tum seslerden ve isiktan uzakta, uzanip yere yildizlari izlemek istiyorum.

Keske alabilsem yanima istedigim kisileri de defolup gitsem uzaklara.

Salı, Ağustos 21, 2007

Pasa Cayi

Tam bir fiyasko, uydurmanin allahi. Orjinali ya Sasha Cayi'dir ya da Pasa diye bir kendini bilmezin bok yemesidir. Yoksa, Pasa lan bu. Her seyin usulunu bilen adam cayin nasil icildigini mi bilmez olur mu?

Insan yavrulari cok salak olabiliyorlar; buyukler de kendilerini cin saniyorlar.

Cumartesi, Ağustos 18, 2007

Yalan

Insanlar bazen, yalani duyana kadar, yalan duymak isterler.
Aliskanlik

Dusunuyorum da hic aliskanligim yok, bir tane bile.
Ne Var Bunda?

Ben yolda, sokakta, ozellikle otobuste hapsiran insanlara "Cok yasa", "Iyi yasa", "Mutlu yasa", "Saglikli yasa", "Neseli yasa" veya benzeri seyler soylerim. Ben soyler ben duyarim, cunku genelde mirildanirim.

Ben hapsirinca da "Sen de gor", "Sen de" filan derim belki birileri de benim icin hapsirik sonrasi temennisini mirildanmistir da ben duymamisdir diye.

Sonucta birakin batil inanclari, inanclarim yok. Ama birilerinin kendileri icin -farkinda olmasalar da- boyle seyler soylenmesi isteklerinin yerine getirilmesine ihtiyaclari vardir. Hay cok yasayayim.

Pazartesi, Temmuz 16, 2007

Onlar Nufus Degil Mi?

"Bir Tek Avea Yeter"mis. Utanmadan da yaziyorlar, nufusun yuzde 93.3'u kapsama alanimizda diye. Geriye kalan 6.7'yi hesaba nasil katmiyorlar da boyle bir sloganla cikiyorlar. Hadi Turkiye yuzolcumunun deseler yine iyi, "Haa, dag baslarinda cekmiyor demek ki" diyebiliriz. Mantiksiz bunlar, apacik.
Ritmmax Hotel - Guzelcamli, Kusadasi

Tatilden yeni dondum. Kaldigim yer de bu yazinin basliginda gizli (!). Kendisi 4 yildizli bir otel. (Sunu hemen sormak istiyorum bir otele yildizlari neye gore veriyorlar. Ona gore ben de Besiktas Residence'ima yildiz talebinde bulunacagim.)

Nerde kaldik... Hih. Burasi 4 yildizli bir otel. Aile oteli. Mutlu mutlu aileler dolasiyor etrafta. Sakin bir mekan. Ve Guzelcamli'nin en guzel oteli.

Simdi gelelim sikayetlere:

Nerden baslayayim derken kronolojik olarak basliyorum: Oncelikle otelde 2 kisilik yatak yok. Iki kisilik yatak isterseniz sabahtan, aksama dogru gelip odadaki iki yatagi birlestiriyorlar - yani sadece fiziksel olarak, temas ettiriyorlar demek daha dogru aslinda. Tabii bu sonradan iki kisilik yatak'in ortasinda gecsen gecilmez, yatsan yatilmaz rahatsiz edici bir sertlik olusuyor. İki ayri carsaf, iki ayri pike vs. Dupeduz sacmalik. Sabahtan soylerseniz aksama dogru yapiyorlar demisken soylediginiz her sey icin takip etmek zorunlulugunun size ait oldugunu da soyleyerek bir sikayet daha etmis olayim. Bir defa yetmez, en az 5 kere soylemek gerekiyor.

Sonra ikram edilen icecekler: Uludag gazoz, sinyor x cola, sinyor x portakal ve seftali, cilek, elma aromali gibi tozlarin sulandirilmasiyla olusan icecekler. Ickiler de insana Rus milli takimini hatirlatir isimlere sahipler. 10 koca gunde sadece 1 yudum votka ictim.

Yemekler: Aperatifler bol, yogurt eksi ama olsun. Salatalar bol. Tatlilar bol. Her ogunde meyve var. Ana yemekler 5 cesit, ama hepsi mi tatsiz olur birader. Anneniz yapsa yemez kalkarsiniz masadan. Yagindan midir, tuzundan midir hep tatsiz. Ve acik bufe yemek de su denir mi ya: "Herkese bir tane!". Ve bu kadar. Ne bir "Kusura bakmayin" ne bir sey. Bu kadar. Sizi dinlemeyen yemek dagiticilar. Abicim suyundan istemiyorum diyorum iste, ne zorluyorsun daha. Hatta zorlamayi birak ne diye tabagima koyuyorsun.

Haklarini yemeyeyim, bir gun midemi eksitmistim. Nane limon istedim. Resepsiyondaki bayan kendi elleriyle nane cayina limon sikip verdi sagolsun. Neymis, naneleri yokmus. Gerci sonra Ecem yine otelden nane ve limon bulup nane-limon yapip beni iyi etti. Nane cayina limon, bravo.

Sabahin 8'inde baslayan muzik. (3-4 tane cd'leir mevcut galiba. Bu gidisle, bir 300 seneye guzel bir arsivleri olur.) Bangir bangir odanizda. Uykunuzun eminim en tatli yerinde.

Ufacik havuz. Son gunlerde icinde 30 kisi.

Neyse. Ozetle; gitmeyin, gondermeyin.

Yazinin basindaki soruya cevaplarinizi bekliyorum.

Cumartesi, Haziran 23, 2007

Dırıdı Dıtdırı

Super kahraman olabilmeyi isterdim. Hayir diyebilecek kadar, kizginligimi gosterebilecek kadar, kör inat yapabilecek kadar, intihar edebilecek kadar, IETT otobuslerinde telefonu calan kisiye “Telefonu kapatir misiniz lutfen!!!” diyebilecek kadar, 2 kurus eksik almak yerine 3 kurus fazla alan kasiyere cikisabilecek kadar, yere cop atan birine diklenebilecek kadar, umursamayabilecek kadar guclu olmak istedim.

Gucumu kotuye kullanmayacagima soz veriyorum. Sadece kendi iyiligime kullanacagim guclerimi. “Super Kahramanlastirma” yetkililerine sesleniyorum: “Gerekli belgeleri imzalayabilirim derhal!!! Yeter ki verin onlari bana.”

Her sey cok siyah.

Cuma, Haziran 15, 2007

"ALLAH KAHRETSİN!!!"

Bugun tanrinin adini anmak icin ideal bir gundu.

......................................

Perşembe, Haziran 07, 2007

Kumrucu® Hikmet

Haftasonu Cesme - Alacati'daydim. Biz bir gosteri yapacaktik kalabalik bir ekip halinde, unlu bir sarkici da sarki soyleyecekti bizim icin.

Gece cekimi de bittikten sonra otele donduk. Kumru siparisi vermisler bizim icin, onlari bekliyoruz. Geldi sonunda. Adamlar hizmeti asmislar. 1 gun yetmiyor onlara hizmet etmek icin. "25 saat hizmetinizdeyiz" yaziyordu gelen kagidin uzerinde. Once adamlar espri yapmislar diye dusunsek de, sadece gun kavraminin kendisi degil baska kaynaklar da gosteriyor ki aslinda yaptiklari hizmet 24 saat. Rakip firmaya bir gozdagi verme durumu soz konusuydu galiba.





Not: Bir de ®'ye dikkat. Bu gercekten gozdagi vermek icin kullanilmis olmali.




Bitti

Bugun lisans ogrencisi olarak son sinavima girdim. Simdi idrak ediyorum ki okul bitti; bu ayni zamanda, egitim ve ogretim gordugum 18. sene bitti demek oluyor.

Hatirliyorum, babamin bir arkadasi kazandigim bolumu duyunca sirtimi pat pat'layip "Olsun! Okuyun da..." demisti. Terbiyesiz herif. Neyse sinirlenmiyim adama yine.

Lisansustu ogrencisi olarak ogrencilik kariyerime devam etmek istiyorum gerci. Soyle bir 25 sene olsun o zaman dur derim belki.

"Ogrencilik gibisi var mi ya! Kiymetini bilin gencler. Biz bilmedik, okuduk bitti, siz bilin."

Çarşamba, Mayıs 23, 2007

???

Kafamda bir suru siir taslagi var, hepsi mutsuz.

Salı, Mayıs 15, 2007

Sigara

Her nefeste icinizde bir seylerin sizi oldurmek icin buyuyor olabilecegini, sizin onu delice besleyen bunyenizi devirmek icin durmadan calistigini dusunurseniz belki daha kolay birakirsiniz. Hamile bir kadinin hisleri gibi. Birazcik ters yonde.

Birakin su sigarayi artik, boyle gerzekce bir sey icin sizi kaybedebilecegimi bilmek bile beni cildirtiyor. Aptallik etmeyin. Okuma yazma bilmeyip sigara icenlere, paketlerin uzerindeki yaziyi okumaktan keyif duyarim. Okuma bilenlere de bir daha, bir daha, bir daha okumalarini tavsiye ederim. Sigarayi birakmadan okumayi birakmayin.

Sondur onu.
Bir Takim Spekulasyonlara, Bos Inanclara, Gereksiz Umutlara Son Nokta

Sayısal 94.951/677
Sözel 91.140/2283
Eşit Ağırlıklı 93.423/977

Çarşamba, Mayıs 09, 2007

AGAIS

Anlayis, ucu sizi rahatsiz eden konularda gosterilir.

Guven; durum, söz konusu kisinin aleyhine göründügü zaman duyulur.

Af, karsi taraf suclu oldugunda gosterilir.

Inanc, eldeki kanitlarin bittiginde ortaya cikar.

Sadakat, foyanizin ortaya cikma ihtimali olmadiginda gosterilir.

Kendinden ödün vermek gerektigi icin hepsi zor ve kiymetlidirler.
.....

Sana uzatilan elleri
Gormek istemesen de
Bir gun o eller ustunde
Bu dunyadan gocmek var ya
- Abbas Yolcu (Baris Manco) (24 Ayar Manco Albumunden)

Salı, Mayıs 01, 2007

Bir Bloknot Sayfalık Hikayeler

Tek bir kasi, tek bir kili kipirdamiyordu. Nasil kipirdayabilirdi ki, kalbi durali 45 dakika olmustu. Elindeki silahin namlusu da en az bedeni kadar sogumustu artik. Sol sakagina giren mermi, once ince derisini ve kaslari parcalamis, sonra kafatasini kirarak gecmis ve haftalardir beynini kemiren dusuncelerin tam ortasina, sanki kendinden umulan medeti hissetmis gibi, gelip saplanmis ve bu dusuncelerin yok olmasini saglamisti.

"Neden?"

Tek dusundugu buydu haftalardir; gece ve gunduz, evde-iste, uyurken - daha dogrusu yataktayken-, banyoda, mutfakta, orda, burda, televizyona bakarken, muzik dinlemek istediginde... Hep!!!

"Neden?"