Pazartesi, Mart 19, 2007

Bir Bloknot Sayfalık Hikayeler

Karanlik daha da karardi, sessizlik daha da sessizlesti. Sonra birden tek bir ses cikti. Kanatlar. Kuslarim uctu. 15 yildir besledigim kuslarim. Ucmadilar, ucurdum. Kanat sesleri uzaklasti, kuslarim karisti gecenin siyahina. Kuculup kuculup birer yildiz oldular ya da ben oyle hayal ettim. Yildizlarin bir kismi benim ucan kuslarim. Hatta evrenin buyudugune kanit gosterilen yildizlar, benim birbirlerinden uzaklasan kuslarim; ve tabii benden daha da. Severdim hepsini, hic zarar vermedim, azat ettim sadece. Hic beklemeden gittiler.

Pazar, Mart 04, 2007

KÜRESEL ISINMA ve YAPABİLECEKLERİMİZ

(E-posta ile bana ulasan bilgileri sunuyorum. Hepsini ya da hic birini yapmak zorunda degilsiniz, degiliz ama unutmayin kimse degil. Bri seyler icin caba gostermezsek insanlardan da bekleme hakkimiz yok.)

"Bulunduğunuz ortam sıcaklığını düşürün

Fazla değil, sadece 1°C düşürün, böylece bir miktar enerji tasarrufu yapabilirsiniz. Eğer üşürseniz ; ki bu ihtimal genelde yoktur, üzerinize modaya uygun bir kazak, süveter giyebilirsiniz.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece yılda atmosfere 0,4 ton CO2 verilmesini engellemiş olacağı gibi parasını da tasarruf etmiş olur.

Elektrikli cihazların Stand by konumunda bırakmayın

Televizyonlarımızı standby konumunda bırakmak bir miktar enerjiyi gereksiz yere harcamamıza neden olur. Kumandayla kapatmak yerine oturduğumuz yerden kalkarak TV'yi üzerinden kapatabiliriz.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece yılda 150 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Şarj cihazlarını prizlere takılı bırakmayın

Küçük şarj cihazları kullanılmadıkları zaman bile bir miktar enerji harcarlar. Cep telefonu, PlayStation ... gibi cihazlarınızı şarj etmediğinizde ya da pilleri dolduğunda şarj cihazlarını prizde bırakmayınız.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece yılda 7 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Daha fazlasını kaynatmayın

Su ısıtıcıları sizin çay ya da kahve içmeniz için gereken enerjiden çok daha fazlasını harcarlar. Eğer bir bardak içecekseniz sadece bir bardak su kaynatın daha fazlasını değil.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece yılda 45 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Uçağa daha az binmeye çalışın

Bu toplantıya katılmak için gerçekten uçakla mı gitmeniz gerekiyor ? Tatilinizi gerçekten yurtdışında yapmaya mı ihtiyacınız var?

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Çok parlak ışıkları söndürün

Gerçekten onlara ihtiyacınız yoksa lütfen onları kapatın. Zira onlar çok fazla enerji tüketirler. Eğer karanlıktan korkuyorsanız , inanın hayaletler gerçek değil.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Duşu kullanın

Duşlar banyo yapmanız için yeterli olan suyun yarısını harcarlar ve banyo için gerekli olan suyun ısıtılmasından daha az enerji gerektirirler.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.

Daha verimli ampul kullanın

Düşük enerji ampulleri size gereken ışığı verdikleri gibi 3 kat daha az güç harcarlar. Eğer ki bir gece kulübünde yaşamıyorsanız, tüm ampullerinizi değiştirin.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece yılda 200 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Dondurucularınızı sızdırmaz hale getirin

Dondurucular çok iyi sızdırmazlık sağlandığında en yüksek verimde çalışırlar, bu sayede havayı dondurmak için yoğun bir şekilde çalışmak zorunda kalmazlar.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece bir miktar CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Arabanızı olabildiğince az kullanın

Yürüyün, ata binin, koşun, paten kayın, toplu taşıma araçları kullanın ya da en kötüsü otostop yapın. Her ne durumda olursa olsun aracınızı kullanmamaya çalışın.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece fazlasıyla CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Evinizin ısısını havaya atmayın

Evinizin çatı arasını, duvarlarını, sıcak su hatlarını ve kazanı ısı kaçağına karşı izole edin. Kapı pencere ve çerçevelerinizi hava kaçaklarına karşı kontrol edin. Evinizi ılık tutun, sıcak değil ve böylece gezegenimizi biraz daha soğutmuş olursunuz.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece yılda 3.8 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.

Çamaşır yıkama sıcaklığını düşürün

Kıyafetlerinizi 40-60 derecede yıkayacağınız yerde 30 derecede yıkayın. makineniz daha az enerji kullanmış olur ve elbiseleriniz hala parlayan beyaz renklerde kalır.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece yılda 90 kg CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur.

Yiyeceklerinizi kendi bölgenizden temin edin

Yakın çevrenizdeki yiyeceklerle beslenin, dünyanın bir ucundakilerle değil, sadece çevrenizdeki yiyecekleri yemekle ölmezsiniz. Böyle bu yiyecekler dünyanın diğer uçlarından uçaklarla size taşınmaz.

CO2 salınımı açısından bize faydası: Ortalama bir aile böylece yılda 4 ton CO2'in atmosfere karışmasını engellemiş olur ve iyi bir para tasarrufu yapmış olur.


Basit yöntemler

Rezervuarlar 4- 5 litre su aliyor... Rezervuardan akan su 3 litre olsa da ayni isi goruyor... Rezervuarin icine 1,5 litrelik DOLU bir pet sise koyun. Her sifon cekiste 1.5 litre tasarruf etmis oluyorsunuz! Bunu milyonlarla carpin... Saglanan su tasarrufunu dusunebiliyor musunuz?

Ogle molasi sirasinda bilgisayarlarimiz yaklasik 1 saat bosa calisiyor. Tum sirketlerde 100'un uzerinde bilgisayar kullanicisi oldugunu dusunursek, her gun bir bilgisayarin 100 saatte tuketecegi elektrik enerjisini bosa tuketiyoruz. Bilgisayarlarda en cok enerjiyi monitorler harciyor. Ogle yemegi esnasinda sadece monitorleri kapatarak bile dikkate deger miktarda elektrik enerjisini koruyabiliriz. Bilim adamlari cevre ile ilgili cok ciddi uyarilarda bulunuyorlar. Lutfen hassasiyetinizi esirgemeyin. Kullanmadiginizda, bilgisayarlarinizin hic degilse monitorlerini kapatin. "
Beyaz degnegini düsürmüs, yurumeye devam eden bir kör gibi
Ya da bir sakat gibi firlatilip atilmis koltuk degnegi
Seni baglayanlar hayata yok olsa da
Sarilmalisin sıkı sıkı bir baska dala.

Yasamalisin, seni yasatmayanlara inat
Durmalisin dimdik karsilarinda siritarak
Diger yanagini cevirmekten cekin mutlak
Tekrar vururlar cunku gozunun yasina bakmayarak.

Sakinligini ve saygini acizligin sanarlar
İki güler yüz göster her sey gecti umarlar
İcine atarsin, tasarsin hic farkina varmazlar
Sana yine aciz diye, "yazik" diye bakarlar.
Yeter!
Sevdigim tavan akmasin artik
Anlasin, akil var ve mantik
Beni bogmak, ona da yalnizlik
Ona da yazik, bana da yazik.
Görsün artik olusan gölü
Ve ben yüzme bilmiyorum
Yüzmeyi sevmiyorum, istemiyorum
Bogulurum.

Cuma, Şubat 23, 2007

Uygunsuz Gercek (An Inconvenient Truth)

Bu filmi gormenizi siddetle tavsiye ederim. Hiddetle, hisimla, zorla tavsiye ederim. Bagirarak da olabilir ya da silah zoruyla da tavsiye edebilirim. Izleyin. Parayi sinemaya bayilmak istemiyorsaniz, gidin korsan CD alin, izleyin. Gorun, degisin, degistirin, degistirelim. Icinde yasamayi sevdigimiz, bildigimiz kadariyla elimizde olan tek yasanabilir gezegeni cocuklarimiza da sevilebilir halde birakalim.
Muhafazakarlara sesleniyorum, bir seyler yapmazsaniz ilerde kizlariniz (daha) ciplak dolasacaklar.
Muhafazakar olmayanlara sesleniyorum, bir seyler yapmazsaniz her an tanriya siginip muhafazakar olmaya baslayabilirsiniz.

Degisin,
Daha az su kullanin:
Dis fircalarken, dusta sabunlanirken suyu kapatin,
Trasinizi sicak suyu bir tasa alip olun,
Cok su kullaniyorsaniz kicinizi yikama aliskanliginizi degistirin.

Daha az elektrik kullanin:
Tasarruflu ampullere gecin,
Gereksiz yanan isiklari sondurmeye usenmeyin, kaldirin kicinizi
Televizyonu karanlikta izleyin.

Coplerinizi ayirin, en azindan kagitlari:
Daha az agac kesilmesini saglayin,
1 parca eksik tuvalet kagidi kullanin,
Sayfalari dolu dolu kullanin,
Kagitlari kagit coplerine atin, en azindan ayri bir posette toplayip cope oyle atin, birileri onlari toplayip gecimini sagliyor unutmayin.

Su sitelere girin ve gerekeni yapin:
www.iklimkrizi.net
http://www.kyotoyuimzala.com/

Ne bilim bir seyler yaptiginiza kendinizi ikna edin, yeter.
İyi Ki Dogdum

Geride kalan 24 sene icin iyi ki dogdum diyorum kendime. Yoksa, mutlu olmami saglayan insanlari tanimayacaktim. Ece'yi mesela, Hulusi'yi, Melih'i, Evren'i, Emre'leri, Kursat'i, ailemi ve simdi nerden baslasam bilemedigim diger bir suru insani. Sizin yaninizda mutluyum. Ya da baska bir deyisle siz yanimda olmadiginiz zaman mutlu degilim. İyi ki varsiniz, ve ben iyi ki dogdum da sizi tanidim. Sagolun anne ve baba, iyi is cikarmissiniz.

Pazartesi, Kasım 27, 2006

OROSPU

"esyalar toplanmis
seninle birlikte
anilar sacilmis
odaya her yere.
sevdigim o koku
yok artik bu evde
sen...
kiyida kosede gulusun kaybolmus
ne olur terketme yalnizlik cok aci
bu renksiz dunyayi sevmistik birlikte
sen...
kadinim, kadinim, kadinim.

hatirla o gunu karsiki sokakta
seni optugumu ilk defa hayat
ta kollarimda benim ilk bahar sabahin
sen...
sonmus bakmis yillar,en masum karanlik
o ilik aydinlik yuvamiz sogumus
geceler bitmiyor agliyorum artik
sen...
kadinim, kadinim, kadinim

esyalar toplanmis
seninle birlikte
anilar sacilmis
odaya her yere.
sevdigim o koku yok artik bu evde

masamiz kosede oylece duruyor
bardaklar bosalmis
her biri bir yerde
sanki hepsi hasret senin nefesine
sen...
kadinim, kadinim, kadinim

bana biraktigin butun bu hayatin
yasanan asklarin degeri yok artik
ben sensiz olamam artik anliyorum
sen...
simdi cok cok yalnizim
nolur kal
benimle o kapiyi kapat
elini ver bana
disarida yalniz usuyorsun
sen...
kadinim, kadinim, kadinim"...

dizelerine insana yazdiran, orospudur.

Salı, Eylül 26, 2006

1
Gormek istemedigim, seslerini duymak istemedigim insanlar var. Gormek zorunda ve seslerini duymak zorunda olusum da canimi sikan mecburiyet. Atsan atamadigin, satsan satamadigin insanlar. Satsan belki alicisi cikar ama satamiyosun iste. Gorunce tuylerimin diken diken oldugu, suratimin dustugu, sesimin istemeden ciktigi insanlar. Insan. 1 tane sadece. Ama daha olacak. Kesin olur. Gorusme sona erdikten sonra da kendime gelemiyorum. Gitmiyor aklimdan yasattiklari, yol actiklari, sebep olduklari.
Elimde olsa hic gormicem, elimde degil, hayatimda cunku.

Pazartesi, Eylül 25, 2006

DERDINI ANLATMAK
Cok zor. Berbere derdini anlatmak cok zor, eger sacin 3 numara filan degilse.
-Merhaba.
-Hosgeldin. Nasil yapalim?
-Ya dagildi biraz sac gordugun gibi, toplayalim biraz. Ayni kalsin, biraz -cok degil- kisaltalim.
-Tamam.
Biraz sonra, surasi iyi oldu mu, yok efendim biraz daha alayim mi ustlerden? Neyse canim dert degil... Ama kulaklikla muzik dinleyip uyuklarken tras olmak zevkli olurdu.
Ben zaten hep uyurdum kucukken berber koltugunda. Sacimla oynanmasina dayanamiyorum. Cok defa kalfa tuttu da basimi, usta kesti sacimi. Isinirdi yuzum, uyanirdim. Sonra uyurdum yine.

Cuma, Eylül 15, 2006

HATA
Hata yapmayi seviyorum. Hata yapiyor olmayi daha dogrusu. (Simdi "o zaman sil ilk cumleyi 2.den basla" diyeceksiniz. Deyin. Olsundu. Hataydi.) Yaptigim hatalari seviyorum demiyorum. Hata yapilmasini seviyorum. Mukemmellige kasmamayi seviyorum. Bu nedenledir ki yillardir telefonumun acilis mesaji "Hata yap ama ne bok yedigini bil!!!"dir. Atasozleri aciktir:
Hatasiz kul olmaz.
Beser sasar.
Bir kere, hatanin tanimini insanoglu yaptigina gore, hata yapmak insanin niteligidir. Kimsenin tam anlamiyla mukemmel olmadigini kabul edersek -ki etmeliyiz, kadi kizi bile kusurlu- hata kacinilmaz, dogal bir seydir. Hata yapmak da oyle. Dogal, dogamizda var. Yapacaksin, sana da yapilacak. Eli mahkum, insan cunku. Insanlari severken hatalarini seviyoruz zaten. Bir filmde diyordu kiz, cocuga:

"Tonlarca problemin, kusurun, eksikliğin olduğunu biliyorum ama, kimin yok ki? Sadece, ben senin problemlerini tercih ediyorum... Ben senin hatalarını seviyorum. Senin eksik yanların asıl mükemmel olan." (Rus Bebekler - Les Poupées Russes).
Sevilecek insan bulunurken, taninirken hatalarini sevip sevmediginize bakin. Hata tiplerine. Hata yapacaktir. Ayni turden bir suru kere. Yuz guzelligi gecer, hata guzelligi gecmez.
Sevmemek icin bahane degil, sevmek icin neden.
Hatayi sevmeyen insani sevemez.

Perşembe, Eylül 14, 2006

YAZMAK, BASKALARI ICIN
Insan kendisi icin yazmanin disina cikinca her seye yazilacak konu gibi bakmaya basliyor. Bakisi degisiyor olaylara. Daha dikkatli bakiyor, dinliyor, soruyor. "Gidiim, sunu da yaziim"ler basliyor. Tipki yogun Scrabble oynadiginizda gunluk konusmalarda gecen garip kelimeleri -ozellikle bir saplanti halinde "j" harfini barindiranlar- daha sonra tahtaya yerlestirmek icin aklinizda tutmaya calismaniz gibi, kalmiyor tabii akilda.
ATASOZLERI VE OZDEYISLER
Yasadigim en guzel gecelerden birinden felsefe:
"Abicim bak simdi. Burda konusurken ne oluyor? Hadi aramizdan birisi bu soylediklerimizi -ben yapmam, cunku kendimi biliyorum- kaydediyorsa! Biriniz bunu yapsa. Benim konustuklarimi kayda alsa, olmaz da oyle sey. Bir dakika ya bir sey anlatiyorum. Ben simdi kotu bir kelime kullansam normal atasozlerinin disinda, n'olacak, 200-300 yil sonra bu kaydi bulan birisi "Aaa, atasozu buldum" diye arkadaslarina gosterecek. Burda ne konusuyoruz: .mli g.tlu. Olmaz ki! Birazcik dikkat etsek, birazcik bak, su kadar, azicik, n'olur, tarihe guzel atasozleri birakiriz. Atasozlerinin yine soyleyenleri belli degil. Ya ozdeyis olursa. O terbiyesizin arkadasi ya sey cikarsa, ozdeyisci. Ya da ozdeyisci cocuguysa n'olacak, ozdeyis olacak. Altina ne yazacaklar nı nı nı, adini yazacaklar. Ne o, .mli g.tlu soz. Adam sana sovmez mi "Ulan terbiyesiz, seni bilmem ne yapiim" diye?"
"En guzeli eski atasozlerini kullanmak."
TESADUF ve MIRVE
1940larin baslari. Richard James adli muhendisin masasinda duran kucuk uzunca bir yay yuvarlanmaya baslar. Once acik duran kitabin yanindan gecer sonra da kahve bardaginin yanindan. Yere duser, once bir ucu sonra diger ucu. Ikinci ucu yere degdiginde yere ilk carpan uc havalanir havada yarim bir daire cizerken yere ikinci carpan ucun uzerinden gecerek yere tekrar carpar. Sonra da ikinci uc birinci uc’un uzerinden gecerek ayni hareketi tekrarlar. Sonra birinci, sonra ikinci. Yay karsi duvara gidene kadar bu devam eder. Hareketi anladiniz ve dolayisiyla eglenceli oyuncagi tanidiniz galiba.

Eger yay o kitaba ya da bardaga carpsaydi veya Richard James hareketi izlemek yerine yayi durdursaydi veya muhendisimiz masa basinda degil de baska bir yerde olsaydi dunya’da yillik yuzlerce milyon satis rakamina ulasan bu oyuncak tasarlanmis olmayacakti. (Aslinda bir olayin gerceklesmesini engelleyecek durumlarin sayisi olayin gerceklesmesi icin gereken kosullarin sayisindan oldukca ama oldukca fazladir. Gereken kosullarin sayisi, engelleyecek kosullarin sayisinin yaninda adeta tam sayilarinin solundaki sifirdir. Ama gerceklesen her olay gerceklesir iste. Gerekli olan tek sey tekrarlanma ve zamandir. Yeterli zaman ve tekrarlanma sansi saglandiginda imkansiz imkanli olur. ) Oyuncagin tasarlanmasi daha gecikebilecekti demek daha dogru. Bir olayin X>Y olmak uzere; X zaman once gerceklesmemis olmasi Y zaman once gerceklesmemis oldugu anlamina gelmez.

Ya da microdalga firin ya da post-it’ler ya da paslanmaz celik ya da dinamit ya da coca-cola ya da penisilin. Bunlarin hicbiri icat edildikleri tarihte icat edilemeyeceklerdi.

Bu ve bunun gibi tesadufler, tesadufun gucunun yadsinamayacagini gosterir; dolayisiyla da gucunun tamamini tesaduften alan evrimin yadsinamaz oldugunu.

Evrim mevcut olan nesnelerin, sistemlerin ya da zaten bir sistem olan canlilarin bir amac tasarlamaksizin degisim gostermesidir. Degisim genel itibariyle daha iyiye gitmeye yonelik gorulse de soz konusu olan iyi durumun gerektirdigi ‘iyi’dir, genel-gecer degismez bir ‘iyi’ degildir.

Daha biyolojik olarak; evrim turlerin hayatta kalabilmeleri ve daha da onemlisi ureyebilip turun devamini saglamalarini saglayan bir surectir. Her seyin maruz oldugu degisimden nasibini almaktir, almak zorunda olmaktir. Dogayla birlikte degisen, doga tarafindan degistirilen ve dogayi degistiren bir surectir. Doganin kolesi ve efendisidir.

Ornek olarak goz’un olusumunu ele alalim. Bir canli dusunelim: Isiga duyarli hicbir hucresi olmasin. Isigin varligini ya da yoklugunu ayirt edemesin. Adi da Nurah olsun. Bu canlinin bir de turdesini dusunelim: Isiga duyarli tek bir hucresi olsun. Bu hucreyle sadece uzerinde isik oldugunu ya da olmadigini sadece bir golgenin kendi uzerinde olup olmadigini anlasin. Hatta oyle bir canli olsun ki bir eksiklik olarak gorulebilecek ‘hucre eksikligi’ magduru olsun. Ve bu hucrenin yarattigi bosluk sayesinde golgeyi ya da isigi ayirt edebilsin. Adi da Selrahc olsun. Tahmin edebilirsiniz ki bu iki canlinin avlarindan kacma sanslari esit degildir. Golgeyi (isigi) sezebilen Selrahc avcinin varligini sezip kacmaya basladiginda Naruh afiyetler icinde yem olacaktir. Daha fazla hayatta kalabildigi icin daha fazla ureme sansina sahip Selrahc’in genleri turun gen havuzunda yayilirken zavalli Naruh’un genleri gitgide havuzda yok olacaktir.

Sonra bu isi iki hucreyle yapabilen canlilar ortamda yayilacaktir. Sonra belki de hucre fazlasi olan canlilar avantaji ele gecirip tur icinde baskin hale gelecekler. Sonra belki de hucre fazlaligi bugun bildigimiz goz’e daha yakin olanlar secilecek ve en sonunda goz bugunku seklini alacaktir.

Tum bu olaylarin genler bazinda oldugunu dusunursek tesaduflerin genleri degistirme gucunu, doganin da itici guc oldugunu dusunmek lazim gelir.

Evrim kuramina karsi gelenler bu ornek icin soyle diyorlar: ‘Ormanda gezerken bir gozluk bulup da onun kendiliginden olusmus oldugunu dusunemezken nasil olur da mukemmel bir tasarim olan goz’un kendiliginden olusmus oldugunu dusunebilir?’

Simdi oncelikle evet gozlugun kendiliginden olusmus olabilecegini degil Ockham’in usturasi bizi kesmesin diye bizden once o ormandan gecen birinin gozlugu dusurmus oldugunu dusunuruz. Cunku biliyoruz ki bunu yapabilecek canlilar bu dunya uzerinde varlar ve bizimle ayni sartlar altinda yasiyorlar ve pek tabii bizim gectigimiz yerlerden gecmis olabilirler. Ama eger gordugunu yorumlayacak ilk canlinin bir gozlukle karsilastigini dusunursek emin olabiliriz ki bunun bir olusum oldugunu dusunecektir.

Daha da onemlisi gozlerimiz ‘mukemmel’ filan degildirler. Sadece ‘is gorur’durler. Mukemmel bir sistemin her parcasi sistem icin gereklidir ve herhangi bir parcanin eksikligi sistemin duzgun calismamasina yol acar. Eger gozlerimiz mukemmel olsaydi o zaman bizim gibi renkli gorme ozelligine sahip olmayan kopeklerin gozleri dusgun calismiyor, ‘is gormuyor’ olacaklardi. Basarinin ureme ve coluk cocuga karisma kabiliyetine gore olculdugu bir dogada gozlerin renkli gormemesi basarisizlik degildir. Basarili olmak acisindan bakildiginda renkli gormek ya da gormemek, mesele bu degildir. Renkli goren gozler ve gormeyenler arasinda mukemmeliyet acisindan bir fark yoktur. O halde gozlerimiz mukemmel degildirler.

Insanlarin teknoloji ya da mevcut olan sistemleri daha iyi goturusu gelisim degildir, evrimdir. Muhendisler ve tasarimcilar teknolojinin genlerinin, piyasa da dogal secilimin rolunu ustlenmis durumdadir.

Degisim dener, yanilir; yanilinca tekrar dener belki tekrar yanilir ama tesaduf sonucu eninde sonunda doganin icinde barindirmaya musait oldugu durumu saglar.

Kalp pilinin tesadufi mucitlerinden Wilson Greatbatch’in dedigi gibi ‘Hata bir ogrenme deneyimidir ve hic hata yapmayan biri hicbir sey yapmamis demektir’.

Doga, degisim ve tesaduf ise elele cok kez yanilip cok sey yapmislardir.


Çarşamba, Eylül 06, 2006

ESKI
Eski bende garip bir duygu uyandirir: hissizlik. Gecmisi hissetmem. Gorurum, tanirim, hatirlarim ama hissetmem. Bosluk yerlesir icime, donmem o gune, anilar canlanmaz, oyle pek de sevinmem, uzulmem. Olmustur her sey, olsundur. Dokulen sutun arkasindan aglamam, dokulmeyen icin de sevinmem.
Gecmis tam gecmis'tir bana. mis'li gecmis zaman. Hikaye degil rivayettir bana. Ben yasamamisim da sanki bir yerden duymusum gibi. Ben dururken o gecmis, fark etmemisim.

Perşembe, Ağustos 10, 2006

AHRAZ-I NIHAYET
Anlasilmadigini dusundukten sonra artik konusmamaya karar vermesi cok uzun surmedi. Karar vermek denemez aslinda. Yavas yavas buyuyen bir "gereksizi bosver" davranisinin sonucu oldu hersey. Anlattiginin anlasilmayisi anlattigini anlamsiz ve dolayisiyla gereksiz kiliyordu.
Ara sira gereksiz konustugunu futbol maci izledigi sirada yaninda oturan tanimadigi adama "1 gol atsak cok iyi olacak ya" demesi ve sonra adamin da tam olarak boyle dusundugunu, sadece adamin degil tum taraftarlarin boyle dusundugunu fark etmesiyle anladi. Bos konusmustu. 7 bos kelime. Ustelik pespese. Adamin verdigi "Evet" cevabinda gizli tondan anladi adamin da kendisiyle hemfikir oldugunu.
"Gereksizi bosver"ler boyle basladi.
Daha sonra anlasilmadigini dusundugu zamanlar sustugu oldu onceleri. Ise yaradigini gordu kendi acisindan. Sustu. Dinledi, dinlemedi. Kendine anlatilanlari dusundu. Hak verdi, hak vermedi. Sustu. Bitti.
Bir daha tek bir kelime dokulmedi agzindan. Oksurmedi. Hapsirmadi. Horlamadi.
Ne anlamayacagini dusundugu kimseye hislerini soylemek icin zorladi kendini ne de dua etti bir daha. Oyle ya, tanri kendini anliyor olsaydi susmak zorunda kalmazdi.
Sustu.
Anlatamiyor olabilecegini hic dusunmedi.
Sustu.
Insanlarin ugruna cildirdigi, onlara sahip olmak icin insani(!) degerleri hice saydigi seylerden uzak bir yasamin temellerini atmak istiyorum. Maymunsu insan, cok yasa!!!